İçeriğe geç

Konuşma bozukluğu kalıcı mıdır ?

Şehir Sessizken Ben Konuşmaya Çalışıyordum

Kayseri’de sabahlar hep biraz sert başlar. Hava soğuk olmasa bile, insanın içine işleyen bir sessizlik vardır. Ben 25 yaşındayım ve kendimi bildim bileli kelimelerle aramda tuhaf bir mesafe var. Günlük tutmayı bu yüzden seviyorum; çünkü yazarken kimse acele ettirmiyor, kimse gözlerimin içine bakıp “hadi söyle” demiyor.

O sabah yine defterimi açmıştım. Kalem elimdeydi ama içimdeki cümleler sanki birbirine dolanmış ipler gibiydi. Aklımda tek bir soru dönüp duruyordu:

Konuşma bozukluğu kalıcı mıdır?

Bunu yüksek sesle söylemeye bile çekiniyordum bazen. Sanki kelimeler ağzımdan çıkarsa gerçek daha sert vuracakmış gibi.

Camdan dışarı baktım. Erciyes uzakta, bembeyaz bir çizgi gibi duruyordu. İçimdeyse yıllardır erimeyen bir şey vardı: konuşmaya başlarken yaşadığım o takılma hissi, kelimelerin boğazımda düğümlenmesi, insanların sabırsız bakışları…

Deftere bir şeyler karaladım ama yazı bile titriyordu.

Çocukluğun İlk Takılması

Yine bir Onadesign içeriğiyle karşınızdayız! Bu kez konumuz: “Konuşma bozukluğu kalıcı mıdır”.

İlk hatırladığım an ilkokuldaydı. Öğretmen tahtaya kaldırmıştı beni. Basit bir okuma parçasıydı aslında, herkesin rahatça okuyabildiği türden.

Ama ben başladığım anda oldu.

Bir kelime… sonra duraksama… sonra bir daha deneme… ve sesim sanki geri çekildi.

Sınıfta bir sessizlik oldu. O sessizlik, bugün bile kulaklarımda.

Öğretmenim “heyecanlanmıştır” demişti ama ben içten içe biliyordum; bu sadece heyecan değildi. Bir şey yolunda gitmiyordu.

O gün eve gittiğimde annem saçlarımı okşamıştı. “Geçer,” demişti. “Büyüyünce düzelir.”

İşte o kelime—“geçer”—hayatımın merkezine yerleşti.

Çünkü geçmiyordu.

Yıllar İçinde Büyüyen Sessizlik

Ortaokulda artık sınıfta söz almamaya başlamıştım. Lise döneminde ise konuşmam gereken yerlerde hep başımı eğdim. İçimde söylemek istediğim o kadar çok şey vardı ki… ama dışarı çıkınca hepsi eksiliyordu.

Arkadaşlarım vardı, gülüyorduk, şakalaşıyorduk ama ben hep bir adım gerideydim. Çünkü cümle kurmak benim için bir yarış değil, bir savaş gibiydi.

Bir gün en yakın arkadaşım bana “neden az konuşuyorsun?” diye sordu.

Gülümsemiştim. Gerçeği söyleyemedim.

Çünkü “söyleyemem” demek bile bazen zor gelir insana.

İlk Ciddi Yüzleşme

Üniversite yıllarında kendimi biraz daha zorlamaya karar verdim. Artık kaçmak istemiyordum. Bir şeyleri değiştirmek gerekiyordu.

Bir gün bir konuşma terapistine gittim. Küçük bir odada, duvarda saat tıkır tıkır işliyordu. O ses bile bana baskı gibi gelmişti.

Kadın bana sakin bir şekilde baktı.

“Ne zamandır böyle hissediyorsun?” dedi.

Cevap vermeye çalıştım. İşte o an yine oldu. Kelimeler geldi ama takıldı. Boğazımda bir düğüm, zihnimde bir panik…

Sustuğumu fark etti. Acele etmedi. Bu önemliydi.

İçimden geçen şey çok netti: “Ben bozuk muyum?”

Ama bunu söyleyemedim.

Sonra defalarca denedik. Nefes egzersizleri, tekrarlar, okuma çalışmaları… Bazı günler biraz daha iyiydim, bazı günler tamamen geri çekiliyordum.

Bir seansın sonunda bana sordu:

“Bunu kalıcı bir şey gibi mi görüyorsun?”

O soru içime oturdu.

Konuşma bozukluğu kalıcı mıdır?

O an cevabını bilmiyordum. Hatta kimsenin bildiğini de sanmıyordum.

İçimdeki Çatlak

Eve döndüğümde saatlerce oturdum. Konuşmayı düşündüm. İnsanların nasıl bu kadar kolay konuşabildiğini düşündüm. Bir kahve sipariş ederken bile içim titrerken, başkaları nasıl bu kadar rahat olabiliyordu?

Aynada kendime baktım.

“Sen neden yapamıyorsun?” dedim.

Cevap yoktu.

Ama içimde başka bir şey de vardı: tamamen bitmemiş bir umut. Küçük, kırılgan ama yok olmayan.

Bir Akşam ve Beklenmedik Bir An

Bir gün eski bir arkadaş grubuyla buluştuk. Uzun zamandır görüşmemiştik. Herkes hayatını anlatıyordu.

Sıra bana geldiğinde içim sıkıştı.

Bir şeyler anlatmam gerekiyordu. Basit bir hikâye bile olsa.

Ağzımı açtım.

İlk kelime zor çıktı. İkincisi daha kolaydı. Üçüncüsü… biraz daha akıcıydı.

Sonra bir şey oldu.

Kimse acele etmedi.

Kimse cümlemi tamamlamaya çalışmadı.

Sadece dinlediler.

O an fark ettim ki bazı anlar insanı iyileştirmez ama taşıdığı yükü hafifletir.

O gece eve dönerken yürüdüğüm yol farklıydı. Sanki şehir bile bana biraz daha yumuşak gelmişti.

Kendime Sorduğum Asıl Soru

O gece defterime tek bir cümle yazdım:

“Belki de soru yanlış.”

Çünkü artık şunu düşünmeye başlamıştım:

Konuşma bozukluğu kalıcı mıdır?

Yoksa kalıcı olan şey, insanın kendine nasıl baktığı mı?

Günlükler, Sessizlik ve Küçük İyileşmeler

Zaman geçtikçe günlüklerim değişmeye başladı. Eskiden sadece şikâyetler vardı. Şimdi denemeler vardı. Başarısız denemeler, küçük ilerlemeler, geri düşüşler…

Bir gün markette kasiyere kısa bir cümle kurdum ve takılmadan söyledim.

Basit bir şeydi ama kalbim hızla çarptı.

Sanki büyük bir şey başarmışım gibi.

Eve gidip bunu defterime yazdım.

“Bugün oldu.”

Ne olduğunu açıklamadım bile. Çünkü açıklamaya gerek yoktu.

İnsanların Bakışı

En zor şeylerden biri insanların bakışıydı. Acıma değil… sabırsızlık. İnsanlar kelimelerin hemen gelmesini ister. Sessizlik onlara ağır gelir.

Ama ben artık sessizliği biraz daha taşıyabiliyordum.

Çünkü sessizlik bazen boşluk değil, hazırlık oluyordu.

Gerçekle Barışmaya Yakın Bir Yer

Bir akşam Erciyes’e karşı otururken uzun uzun düşündüm. Hayatım boyunca bu meseleye tek bir cevap aramıştım.

Kalıcı mı?

Geçici mi?

İyileşir mi?

Düzelir mi?

Ama belki de mesele bu değildi.

Belki de mesele, benim onunla nasıl yaşadığımda gizliydi.

Çünkü bazı günler çok iyiydim. Bazı günler geri düşüyordum. Ama artık kendimi tamamen kaybolmuş hissetmiyordum.

İçimdeki Yeni Denge

Şimdi konuşurken hâlâ zorlandığım anlar oluyor. Hâlâ kelimelerin benden kaçtığı zamanlar var. Ama artık onlardan korkmuyorum.

Çünkü öğrendiğim bir şey var:

Bir şey kalıcı olsa bile, insanın onunla kurduğu ilişki değişebilir.

Onadesign olarak “Konuşma bozukluğu kalıcı mıdır” konusunda sizlere faydalı olabildiğimizi umuyoruz. Diğer içeriklerimizi de incelemeyi unutmayın!

Son Soru

Defterimin son sayfalarından birine tekrar yazdım:

Konuşma bozukluğu kalıcı mıdır?

Kalıcı olan belki de bozukluk değil, onunla yaşama biçimimizdir.

Ve ben artık sessizliğimi bir düşman gibi görmüyorum.

O da benim bir parçam.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
https://nudembilisim.com.tr https://essaosgb.com.tr https://dorukkayaas.com.tr Sitemap
https://grandoperabet.net/